1. Haberler
  2. Gündem
  3. Zaferin, kardeşliğin ve ebedi kardeşliğin günü

Zaferin, kardeşliğin ve ebedi kardeşliğin günü

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bazı zaferler bir savaşın sonucudur.
Bazı zaferler ise bir milletin kaderini değiştirir.

30 Ağustos 1922, Türk milletinin kaderini kendi iradesiyle yeniden yazdığı gündür.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Anadolu işgal edilmiş, vatan parçalanmak istenmiş, Türk milletine kendi topraklarında bağımsız yaşama hakkı dahi çok görülmüştü.

Fakat hesap edilmeyen bir şey vardı:

Türk milletinin bağımsızlık iradesi.

26 Ağustos 1922 sabahı başlayan Büyük Taarruz, dört gün sonra Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın sevk ve idaresindeki Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile tarihî bir zafere dönüştü.

30 Ağustos’ta kazanılan zafer, yalnızca düşman ordusunun yenilmesi değildi.

Bir milletin yok edilemeyeceğinin ilanıydı.

Sevr’le parçalanmak istenen bir vatanın yeniden ayağa kalkışıydı.

“Bu millet artık kendi geleceğini kendisi tayin edecektir” diyen millî iradenin zaferiydi.

30 Ağustos, Anadolu’daki işgalin sonunu getiren büyük yürüyüşün dönüm noktası; tam bağımsız Türkiye’nin ve Cumhuriyet’e uzanan yolun en büyük askerî zaferidir.

Bu nedenle 30 Ağustos yalnız geçmişte kazanılmış bir meydan muharebesi değildir.

30 Ağustos, bağımsızlığın bir milletin karakterine dönüştüğü gündür.

Bugün hür bir Türkiye Cumhuriyeti varsa, Türk bayrağı bu topraklarda özgürce dalgalanıyorsa, bunun temelinde o gün gösterilen irade, fedakârlık ve vatan sevgisi vardır.

Ve bu büyük zaferin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Onun şahsında Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarına, vatan uğruna can veren aziz şehitlerimize ve gazilerimize sonsuz şükran ve minnet borçluyuz.

30 Ağustos’a Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin penceresinden baktığımızda ise bu büyük zaferin çevresinde çok daha eski ve çok daha derin bir kardeşlik hafızası görürüz.

Çünkü bizim kardeşliğimiz protokollerde başlamadı.

Biz aynı tarihin acısını da zaferini de paylaşmış iki kardeş halkız.

Çanakkale’de Anadolu’nun kaderi yazılırken Azerbaycan Türkleri de bu mücadeleyi kendi mücadeleleri bildiler. Anadolu’nun savunmasına koşan Azerbaycanlı gönüllüler, aynı ideal uğruna mücadele ettiler.

Aradan birkaç yıl geçti.

Bu defa Azerbaycan’ın kaderi söz konusuydu.

15 Eylül 1918’de Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan kuvvetleriyle birlikte Bakü’yü kurtardı.

Anadolu’nun evlatları Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğruna Kafkasya toprağına düştüler.

Bugün Azerbaycan’daki Türk şehitlikleri hâlâ aynı hakikati anlatmaktadır:

Bir zaman Anadolu Azerbaycan için can verdi;
bir zaman Azerbaycan Anadolu’nun yarasına merhem oldu.

Anadolu Millî Mücadelesi başladığında bu defa Azerbaycan’ın kardeş eli Anadolu’ya uzandı.

Azerbaycan Türkleri, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesini uzaktan seyretmediler.

Anadolu’ya maddi yardımlar ulaştırıldı, manevi destek verildi. Anadolu’nun acısı kendi acıları, Anadolu’nun zafer ümidi kendi ümitleri kabul edildi.

Çünkü devletlerin sınırları olabilir.

Kardeşliğin sınırı olmaz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Azerbaycan için söylediği tarihî söz, bu anlayışın en güçlü ifadesidir:

“Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir.”

Bu yalnızca güzel bir cümle değildir.

Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin vicdanıdır.

Bir asır sonra tarih bizi yeniden Şuşa’da buluşturdu.

15 Haziran 2021’de, özgürlüğüne kavuşmuş Karabağ’ın kalbi Şuşa’da Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasında Şuşa Beyannamesi imzalandı.

Yüzyıllardır milletin vicdanında yaşayan kardeşlik, devletler arasında müttefiklik iradesiyle taçlandırıldı.

Çanakkale’den Bakü’ye,
Bakü’den Anadolu Millî Mücadelesine,
30 Ağustos’tan özgür Karabağ’a,
Karabağ’dan Şuşa Beyannamesi’ne uzanan bu uzun tarihî yolun adı hep aynı kaldı:

KARDEŞLİK.

Kanla sınanmış,
vefayla korunmuş,
zaferlerle güçlenmiş bir kardeşlik…

Bugün 30 Ağustos’u kutlarken yalnızca 104 yıl önce kazanılan bir zaferi hatırlamıyoruz.

Bir milletin esareti reddedişini kutluyoruz.

Vatan söz konusu olduğunda imkânsızın mümkün olabileceğini kutluyoruz.

Bağımsızlığın hiçbir millete armağan edilmediğini, gerektiğinde bedel ödenerek kazanıldığını hatırlıyoruz.

Ve Cumhuriyetimizin kurucusu, Büyük Taarruz’un Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz.

Bugün Azerbaycan’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Azerbaycan’a aynı yürekle söylüyoruz:

Çanakkale’de beraberdik.
Bakü’de beraberdik.
Anadolu’nun Millî Mücadelesinde beraberdik.
Karabağ’ın sevincinde beraberdik.
Şuşa’da yine beraberdik.

Çünkü kardeşlik yalnız iyi günlerde yan yana durmak değildir.

Kardeşlik, diğerinin acısını kendi acın, zaferini kendi zaferin bilmektir.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadelemizin bütün kahramanlarını; Anadolu’dan Kafkasya’ya vatan ve bağımsızlık uğruna toprağa düşmüş bütün aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!

30 Ağustos bize dün olduğu gibi bugün de hatırlatıyor:

Vatan vazgeçilmezdir.
Bağımsızlık karakterdir.
Kardeşlik emanettir.

Dün omuz omuza…
Bugün yan yana…
Yarın aynı ülküyle geleceğe…

Bir Millet, İki Devlet.

Sevincimiz bir, kederimiz bir, kaderimiz birdir.

Zaferin, kardeşliğin ve ebedi kardeşliğin günü
0

E-Posta Aboneliği Başlat

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yorumlar kapalı.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir