Türkiye’ye yeni kuşatma, KKTC üzerinden Akdeniz hesabı!

featured

Avrupa Parlamentosu’nun 8 Ekim tarihli gündemi, Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesini yeniden Avrupa’nın siyasi merkezine taşıdı. Strasbourg’da yapılması planlanan oturumun resmi başlığı, “Doğu Akdeniz ve Ege’de gerilimin tırmanması” olarak belirlendi. Analistlere göre Avrupa’daki bu gelişme, Doğu Akdeniz’de birbirini tamamlayan üç ayrı sürecin yaşandığı döneme denk geliyor. Bir tarafta Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği üzerinden yürüttüğü diplomasi, diğer tarafta Fransa ve İsrail’in de dahil olduğu askeri ve enerji işbirlikleri bulunuyor. Üçüncü başlık ise KKTC’nin uluslararası alanda tanınmaması ve Kıbrıs Türk tarafının bölgesel projelerin dışında kalması. Bu gelişmelerin birbirinden bağımsız olmadığı değerlendirmesi, Türkiye açısından deniz yetki alanlarının korunması kadar KKTC’nin siyasi statüsünün de önemini artırıyor.

Kahraman Mehmetçikler KKTC’de 7/24 esasıyla görev yaparken, Kıbrıs Türk varlığını koruyorlar.

KIBRIS’TA GÖVDE GÖSTERİSİ

Tartışmanın askeri boyutu ise 1 Ekim’de Güney Kıbrıs’ta düzenlenen törenle yeniden gündeme geldi. Rum yönetiminin kuruluş günü geçidinde ABD, Fransa, İngiltere, Mısır ve Yunanistan’ın askeri unsurları yer aldı. Yunan F-16 Viper savaş uçakları Lefkoşa üzerinde uçarken, İsrail üretimi BARAK-MX hava savunma sistemi de sergilendi. Mısır’ın törene asker ve askeri nakliye uçağıyla katılması, Kahire-Atina-Lefkoşa hattında derinleşen askeri ilişkilerin dikkat çekici göstergelerinden biri oldu. Nitekim üç ülkenin savunma bakanları 22 Eylül’de Kahire’de bir araya gelerek askeri koordinasyonun geliştirilmesi konusunda mutabakata varmıştı.

ENERJİ MÜCADELESİ

Gerilimin ekonomik ve stratejik ayağında ise Great Sea Interconnector projesi bulunuyor. Yunanistan, Güney Kıbrıs ve ilerleyen aşamada İsrail’in elektrik sistemlerini birbirine bağlaması planlanan projede Fransız Nexans şirketi önemli rol üstleniyor. Avrupa Komisyonu’nun desteklediği proje için yüz milyonlarca euroluk AB finansmanı ayrılmış durumda.

KKTC’YE DİPLOMATİK ÇEMBER

Türkiye açısından tartışmanın en hassas noktası ise KKTC’nin uluslararası sistemdeki konumu. Ankara, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin tanınmasını isterken Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni adanın uluslararası alanda tanınan hükümeti olarak kabul ediyor. Bu yaklaşım, KKTC’nin doğrudan taraf olmadığı enerji, ulaşım ve diplomasi projelerinde Rum yönetiminin muhatap alınmasına yol açıyor. Kıbrıs meselesinin dikkat çeken diğer boyutu, Türkiye’nin yakın ilişkiler geliştirdiği ülkelerin Rum yönetimiyle temasları. Suriye’nin Rum yönetimiyle denizaltı kablosu konusunda işbirliği arayışına girmesi ve Somali’de KKTC Meclis Başkanı’na yönelik bir teşekkür mesajının diplomatik tepkiler sonrasında geri çekilmesi, tanınma meselesindeki zorluklar olark vurgulanıyor.

GÖZLER EGE VE AKDENİZ’DE

Analistlere göre ortaya çıkan tablo, Doğu Akdeniz’deki rekabetin yalnızca savaş gemileri ve enerji arama faaliyetlerinden ibaret olmadığı şeklinde yorumlanıyor. Öte yandan diplomasi koridorlarından yansıyan bilgilere göre, Avrupa Parlamentosu’nun bugünkü oturumunun ardından gözler yeniden Ege’deki deniz araştırmaları, Fransa’nın enerji projelerindeki rolü ile Kıbrıs çevresindeki askeri hareketliliğe çevrilecek.

BÖYLE DOSTLUK OLUR MU!

Türkiye’ye KKTC üzerinden yapılan Yunanistan ve İsrail merkezli kıstırma hamlesini yorumlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı ise KKTC’nin uluslararası alanda tanınması konusunda Türkiye’nin daha etkili diplomatik girişimlerde bulunması gerektiğini belirtiyor. Yaycı ayrıca şu uyarıları gündeme taşıyor: “Suriye bile KKTC’nin varlığını kabul etmek yerine Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kablo döşeme anlaşması yapıyor. Türkiye’nin destek verdiği ülkelerde de benzer sorunlar yaşanıyor. Somali Meclis Başkanı, KKTC Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’in kutlama mesajına teşekkür etti ancak Rum ve Yunan baskısının ardından mesajını silerek Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adanın tek temsilcisi olduğunu açıkladı. Somali’nin limanını, havaalanını, askerini destekleyen, harp okulunu eğiten Türkiye’dir. Buna rağmen Somali’ye bile KKTC’yi kabul ettirmekte zorlanıyoruz.”

İZOLASYON SONA ERMELİ

“Suriye’nin de KKTC’yi tanıması gerekiyor. Türkiye’nin Kıbrıs politikasında esas olan siyasi eşitlik değil, egemen eşitliktir. Siyasi eşitlik federasyon anlamına gelirken egemen eşitlik iki ayrı devletin eşit statüde bulunmasıdır. KKTC’ye yönelik izolasyonlar sona ermeli, uluslararası toplum bu devletin varlığını kabul etmelidir.”

Türkiye’ye yeni kuşatma, KKTC üzerinden Akdeniz hesabı!
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

E-Posta Aboneliği Başlat

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

Yorumlar kapalı.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Merhaba, Ziyaretçi 👋

Bugün nasıl yardımcı olabilirim?

Yazarlar Türkiye’ye yeni kuşatma, KKTC üzerinden Akdeniz hesabı!

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir