ABD’de bilimsel araştırmalar yürüten mikrobiyoloji uzmanı Ali Rıza Akın, 18 Ekim “Dünya Menopoz Günü” öncesi Haber Global’e yaptığı değerlendirmede bağırsak bakterilerinin menopoz döneminde değiştiğini, bu değişimin de kilo, kan şekeri, uyku, inflamasyon ve hormonların vücutta kullanımıyla ilişkili olabileceğini söyledi. Akın’a göre aynı yaşta ve benzer hormon seviyelerine sahip iki kadının menopozu çok farklı yaşamasının nedenlerinden biri bağırsak mikrobiyotasında gizli.
Menopoz bağırsakları da değiştiriyor mu?
Menopoz yalnızca yumurtalıkların hikayesi değil. Östrojen azaldığında bağırsak hareketleri, koruyucu mukus tabakası, geçirgenlik, bağışıklık sistemi ve safra asitleri de değişebiliyor. Yani bakterilerin yaşadığı ortam farklılaşıyor. Ardından değişen mikrobiyota; inflamasyon, kan şekeri, iştah, hormonların geri dönüşümü ve bağırsak-beyin iletişimi üzerinden bedene yeniden sinyal gönderiyor. Bazı çalışmalarda menopoz sonrası kadınların bağırsak mikrobiyotasının, menopoz öncesine göre farklılaştığı ve bazı özellikleriyle erkeklerde görülen profile yaklaştığı görüldü.
Aynı yaşta, benzer hormon değerlerine sahip iki kadın menopozu neden çok farklı yaşayabiliyor?
Çünkü mesele yalnızca hormonun ne kadar olduğu değil, bedenin o hormona nasıl cevap verdiği. Bir kadın rahat uyurken diğeri gece boyunca sıcak basmalarıyla uyanabiliyor. Biri kilosunu korurken diğeri aynı şekilde beslendiği halde bel çevresinden kilo alabiliyor. Genetik yapı, hormon reseptörleri, kas ve yağ dokusu, insülin duyarlılığı, stres, uyku, ilaçlar ve hareket kadar mikrobiyota da bu yanıtı etkiliyor. Ben mikrobiyotayı bir ses düğmesine benzetiyorum. Hormon değişimi aynı olabilir ama bağırsaktaki yapı bu değişimin sesini yükseltebilir ya da azaltabilir.
Son dönemde sık duyduğumuz “estrobolom” nedir?
Estrobolom tek bir bakteri değil; bağırsak bakterilerinin östrojeni nasıl işlediğini anlatan sistem. Karaciğer kullanılan östrojenin bir bölümünü bağırsaklara gönderiyor. Bazı bakteriler de ürettikleri enzimlerle bu östrojenin yeniden aktifleşmesine ve dolaşıma katılmasına katkı sağlayabiliyor. Yani bağırsak bakterileri bazen bedenin attığını düşündüğü östrojeni yeniden kullanıma açıyor. Menopozda östrojen üretimi azaldığı için elde kalan hormonun nasıl işlendiği daha önemli hale geliyor.
Besinlerin etkisi de kişiden kişiye değişiyor mu?
Kesinlikle. Soyadaki daidzein, yalnızca belirli bağırsak bakterilerine sahip kişilerde equol adı verilen daha aktif bir maddeye dönüşebiliyor. Keten tohumundaki lignanların dönüşümünde de bakteriler rol oynuyor. Dolayısıyla iki kadın aynı miktarda soya veya keten tohumu yiyebilir ama bedenlerinde aynı sonuç ortaya çıkmayabilir. Ben bunu şöyle özetliyorum: Aynı tabak, aynı besin ama farklı bağırsaklarda farklı biyoloji.
Menopozda bel çevresinin kalınlaşmasında mikrobiyotanın da payı var mı?
Var ama bütün suçu bağırsak bakterilerine yüklemek yanlış olur. Yaşla birlikte kas kütlesi azalırken östrojen düşüşü yağın kalça ve bacaklardan karın bölgesine kaymasını kolaylaştırabiliyor. Uykusuzluk, stres, insülin direnci ve hareket azalması da buna ekleniyor. Mikrobiyota ise enerji kullanımı, inflamasyon, bağırsak bariyeri, safra asitleri ve kan şekeri yanıtıyla ilişkili.
Peki probiyotikler menopoz belirtilerini azaltabilir mi?
Bazı kontrollü insan çalışmalarında belirli bakteri kombinasyonlarının menopoz belirtileri veya hormon düzeyleri üzerinde küçük ama ölçülebilir etkileri olabileceğine ilişkin sonuçlar var. Fakat buradan “probiyotik menopozu tedavi eder” sonucu çıkmaz. Üzerinde probiyotik yazan her kutu aynı değildir. Hangi bakteri var, hangi amaçla seçilmiş, miktarı ne, insan çalışması yapılmış mı; bunlara bakmak gerekir. Akkermansia muciniphila gibi yeni nesil bakteriler, prebiyotikler ve polifenoller önümüzdeki dönemde daha çok konuşulacak. Ama tek bir bakteriyi mucize çözüm gibi görmek doğru değil. Bağırsakta yıldız oyuncu önemlidir ama maçı takım kazanır.
Kadınlar bugün bağırsaklarını desteklemek için ne yapabilir?
Temel halen beslenme, hareket ve uyku. Sebze, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş ve tohum çeşitliliğini artırmak, kas kütlesini korumak, yemeklerden sonra kısa yürüyüşler yapmak ve düzenli uyku ritmini sürdürmek önemli.
Yorumlar kapalı.