Samet Yavuz ile Derinlemesine Bir Röportaj

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yıllardır Türkiye’de birçok büyük projede, sahnenin ruhunu sese taşıyan bir ses mühendisi olarak çalışan Samet Yavuz, sadece teknik bir profesyonel değil; aynı zamanda anlatıya sesin diliyle yaklaşan bir sanatçı…. Üstelik bu meslek, son derece teknik, dar bir uzmanlık alanı. Üstelik çok az sayıda kişi bu alana yoğunlaşmış durumda. Ses Mühendisi Samet Yavuz da bu sayılı isimlerden biri.

Onunla bu mesleğin derinliklerini, kişisel hikâyesini ve geleceğe dair hayallerini konuştuk…

 -Ses mühendisliği, genelde izleyicinin fark etmediği ama hissettiği bir alan. Siz bu işi nasıl tanımlıyorsunuz?

Benim için ses mühendisliği, hikâyenin görünmeyen dokusudur. Görsel olarak ne kadar etkileyici olursanız olun, eğer ses dünyası doğru kurulmamışsa izleyici hikâyeye duygusal olarak bağlanamaz. Amacım, sahneleri izleyicinin sadece duymasını değil, hissetmesini sağlamak. Bu da ancak doğru temizlik, doğru atmosfer, dengeli efekt kullanımı ve sezgisel yaklaşım ile mümkün olur.

-Bu işe nasıl başladınız? Sizi bu alana çeken şey neydi?

13-14 yaşlarındayken gitar çalmaya başladım. Kendi çaldıklarımı nasıl kaydedebileceğimi araştırdıkça ses prodüksiyonuna olan ilgim ve hayranlığım giderek arttı. Zamanla bu alanın bir parçası olmak istediğimi fark ettim. Teknik kurslara katıldım, stajlar yaptım ve çokça deneme-yanılma yoluyla kendimi geliştirdim.

Profesyonel anlamda ses prodüksiyonuna 2011 Miss Turkey yarışmasının çekiminde çalışarak başladım. Ancak set ortamı bana fazlasıyla yorucu geldiği için, daha sonra dönemin en çok izlenen dizisi olan Arka Sıradakiler dizisinin dublaj kayıtlarını alarak post prodüksiyon tarafına geçtim. Dublaj tecrübelerimin ardından uzun süre ses tasarımı ve diyalog edit üzerine çalıştım. Bu süreçte edindiğim deneyimlerle premix yapmaya başladım.

-Premix aşaması sizin uzmanlık alanınız. Bu süreci biraz açar mısınız?

Premix, sesin ilk defa biçim kazandığı kritik yerdir. Diyalog temizliği, EQ uygulamaları, seviye dengelemesi, atmosfer ve efekt seslerinin dramatik yapı içinde konumlandırılması gibi işler bu aşamada yapılır. Bu, bir nevi çamuru yoğurmak gibidir. Eğer burada doğru form verilmezse, final miksajda ne yaparsanız yapın sonuç eksik kalır. Bu alanın bu kadar az kişi tarafından yapılmasının bir nedeni de, hem teknik hem sezgisel yönünün birlikte yürütülmesini gerektirmesi. İki tarafı da iyi bilmek zorundasınız.

-Çalıştığınız projeler arasında unutamadığınız bir an var mı?

Bir dönem dizisi vardı. Rüzgâr, jeneratör ve dönemsel kıyafetlerin kalın olmasından dolayı oyuncunun üzerindeki mikrofonların düzgün yerleştirilememesi yüzünden diyaloglar neredeyse kullanılamaz durumdaydı. O günlerde proje boyunca çözümler ürettim: alternatif kayıtlar, sahneye özel tasarımlar… O koşullarda gösterilen çaba, sonunda sahneleri izlediğimde büyük bir tatmine dönüştü.

Ayrıca, Diriliş Ertuğrul, Behzat Ç, Sadakatsiz, Hudutsuz Sevda gibi geniş izleyici kitlesine ulaşmış projelerde çalışmak da bana ciddi bir deneyim ve sorumluluk kazandırdı.

-Müzikle de yakından ilgilendiğinizi biliyoruz. Bu, işinize nasıl yansıyor?

Ritim duygusu, ses miksajında çok önemli. Gitar çalıyorum ve bu bana sahnelerin akışını “hissetme” gücü kazandırıyor. Müzik, ses mühendisliğinin sadece teknik değil, duygusal tarafını da besliyor. Bir frekansın yalnızca teknik olarak değil, ruhsal olarak da ne ifade ettiğini anlayabiliyorsunuz.

-Türkiye’de ses mühendisliğine verilen değer sizce yeterli mi?

Hâlâ gelişmekte olan bir alan. Çoğu zaman “mixde hallederiz” anlayışıyla yaklaşılıyor. Oysa ses, en baştan planlanması gereken bir unsur. Eğitimlerde daha çok teknik bilgi veriliyor ama yaratıcı boyutu eksik. Ben de bu yüzden sesin anlatıdaki rolünü daha fazla görünür kılmak için içerikler üretmeye çalışıyorum. Üstelik, bu işin uzmanı olan kişi sayısı da çok az. Bu da sektörde çok yönlü bilgiye sahip kişilerin yükünü artırıyor ama aynı zamanda kaliteli iş üretme konusunda da ciddi bir sorumluluk yüklüyor.

-Peki gelecek planlarınız neler? Nerede görmek istiyorsunuz kendinizi?

Kendi ismimi taşıyan bir stüdyo kurmak istiyorum. Sadece işler üretmek değil, aynı zamanda bu alanda öğrenmek isteyenlere hem teknik hem yaratıcı eğitimler vermek istiyorum. Ses benim için bir meslek değil, bir yaşam biçimi. Hikâyelere sesle dokunmak, insanlara ulaşmanın en zarif yollarından biri bence.

-Son olarak, genç ses mühendislerine bir öneriniz var mı?

Dinlemeyi öğrenin. Gerçekten duymak başka bir şeydir. Sabırlı olun, çok çalışın, imkanınız varsa setten, mix odasına kadar her aşamayı deneyimleyin. Ve en önemlisi, sesi sadece bir veri değil, bir duygu olarak düşünün. Çünkü hikâyeyi kalpten kalbe taşıyan şey, çoğu zaman kelimeler değil, sesin kendisidir.

SES MÜHENDİSLİĞİ NEDİR?

Ses mühendisliği, sesin kayıt altına alınması, düzenlenmesi, miksajı (karıştırılması), çoğaltılması ve yayınlanması süreçlerini kapsayan teknik ve yaratıcı bir disiplindir. Müzik prodüksiyonundan sinema ve televizyona, canlı konserlerden podcast ve oyun seslendirmelerine kadar birçok alanda görev alır.

Ses mühendisliği hem teknik bilgi (frekans, akustik, ekipman kullanımı gibi) hem de sanatsal bir bakış açısı gerektirir. Özellikle müzik ve medya alanlarına ilgi duyanlar için yaratıcı ve dinamik bir kariyer seçeneğidir.

Samet Yavuz ile Derinlemesine Bir Röportaj
0

E-Posta Aboneliği Başlat

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yorumlar kapalı.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir