Donald Trump ile Vladimir Putin arasındaki telefon görüşmesi, Kremlin liderine İran meselesinde bir şekilde yeniden rol kazandırdı. Hürmüz Boğazı’nın bloke edilmesiyle petrol ve gaz fiyatlarının beklenmedik biçimde yükselmesi gibi bir avantaj elde eden Putin, bu durumdan mümkün olan en büyük faydayı sağlamaya çalışıyor.
Trump ile yapılan görüşmeden bir gün sonra Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı’nın İran’daki çatışma için çeşitli arabuluculuk önerileri sunduğunu ve bunların “hala masada” olduğunu açıkladı. Trump da telefon görüşmesinin ardından buna değinmiş, “Putin gerginliği azaltmaya yardımcı olmak istiyor” demiş ancak “Ukrayna’daki savaşı bitirmeye katkı sağlarsa bunun daha da faydalı olacağını” eklemişti.
Bu diyalog, Putin’in Orta Doğu’da güvenilir ve gerekli bir muhatap olarak kendini yeniden konumlandırma çabasını doğruluyor. Oysa Rusya, önce Suriye’de, şimdi de İran’da iki yakın müttefikinin askeri yenilgisini büyük ölçüde çaresiz şekilde izlemek zorunda kaldı.
Trump ile görüşmeden önce Rus enerji şirketlerinin yöneticileriyle buluşan Putin, Rusya’nın bölgedeki her türlü istikrarsızlaştırıcı adımın küresel ekonomi üzerinde yıkıcı sonuçlar doğuracak ciddi bir enerji krizine yol açabileceği yönündeki uyarılarını hatırlattı. Nitekim tam da böyle bir senaryo gerçekleşmiş durumda.
Putin, “Önümüzdeki ay içinde Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışı tamamen durabilir” demişti. Ardından Avrupa’ya yönelik bir başka siyasi manevra yaptı. Birkaç gün önce Avrupa’ya gaz sevkiyatını tamamen kesmekle tehdit eden Rus lider, hükümetlerin “siyasi hesaplardan arınmış, sürdürülebilir ve istikrarlı bir iş birliğine” dönmeye hazır olması halinde Avrupa ile yeniden çalışabileceklerini söyledi.
Putin ayrıca güvenilir gördüğü Avrupa ülkelerine enerji tedarikini sürdürmeye devam edeceğini belirtti.
Ukrayna’nın işgalinden önce Avrupa, doğal gazının yüzde 40’tan fazlasını Rusya’dan satın alıyordu. Bu oran 2025’te %13’e kadar düştü.
Yorumlar kapalı.