Pamuk ipliğine bağlı kardeşlik mi?

featured

İki günlüğüne yurtdışına çıktım ve dün telefona bakamadım.

Sosyal medyaya az önce göz atma imkânım oldu.

Aman Allah’ım, şok oldum. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini bozmak için pusuda bekleyen fırsatçı takım sayesinde Azerbaycan’a yönelik resmen “savaş” ilan edilmiş durumda.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Netanyahu konuşurken Azerbaycan heyetinden bir temsilcinin salonda kalmasını allayıp pullayıp hainliğe dönüştüren “işgüzar” güruh açmış ağzını yummuş gözünü ve Azerbaycan’a sayıp sövme kampanyası boy almış gitmiş!

BM Genel Kurulu’ndaki o görüntü elbette tartışılabilir. Bu tercihi eleştirenler görüşlerini terbiye sınırları içerisinde dile getirebilir; Azerbaycan makamlarından, kardeşlik hukuku gereği saygı çerçevesinde bir açıklama da beklenebilir.

Kardeş bellediğimiz, Şuşa Beyannamesi ile müttefik olduğumuz bir ülkenin söz konusu diplomatik tutumunun kamuoyunda soru işaretlerine yol açması doğaldır. Devletlerin uluslararası platformlarda attığı her adım, özellikle savaş, işgal ve insanlık dramlarının yaşandığı bir dönemde dikkatle değerlendirilir. Fakat bir temsilcinin salonda bulunmasından Azerbaycan’ın Netanyahu’ya veya Gazze’de yaşananlara destek verdiği sonucunu çıkarmak, eleştiri değil, kanıtı aşan siyasi bir hükümdür.

Üstüne üstlük Azerbaycan’a yönelik hakaret yarışmasının başlatılmasını ne hukuki ne insani yönden izah etmek mümkün değildir.

Bir görüntü, bir ülkenin bütün dış politikasını açıklamaya yetmez. Bir temsilcinin salonda kalmasının arkasında diplomatik protokol, toplantının işleyişi, ikili ilişkiler, önceden belirlenmiş program veya farklı bir siyasi değerlendirme bulunabilir. Bunların hiçbiri, tek başına Azerbaycan’ın Gazze’de yaşananları onayladığını ya da Filistin halkının acısına duyarsız kaldığını kanıtlamaz. Sağlıklı bir değerlendirme yapmak için yalnızca bir kareye değil, ilgili ülkenin resmî açıklamalarına, Birleşmiş Milletler’deki oylarına, diplomatik girişimlerine ve genel dış politika çizgisine bakmak gerekir.

Üstelik Anadolu Ajansı’nın haberine göre, protesto amacıyla çok sayıda heyet salonu terk ederken farklı ülkelerin temsilcileri salonda kalmıştır; Azerbaycan da konuşma sırasında temsilcisi salonda bulunan ülkeler arasındadır. Habertürk ise toplu eyleme katılan bütün ülke ve delegasyonları kapsayan resmî ve kesin bir listenin yayımlanmadığına dikkat çekmiştir. Demek ki görüntüler, tek başına ülkelerin bütün siyasi tutumlarını açıklayan birer hüküm belgesi değildir. Bir heyetin salondan ayrılması veya bir temsilcinin salonda kalması elbette siyasi bir mesaj olarak yorumlanabilir; ancak bu yorumun kesin bir suçlamaya dönüşebilmesi için daha kapsamlı ve doğrulanabilir bilgilere ihtiyaç vardır. Buna rağmen bazı çevreler tek bir görüntüyü alıp Azerbaycan’ı hedef tahtasına koyuyor; ardından bu görüntüyü Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliği yıpratmak için kullanıyor. Ölçüsüz suçlamalar, toptancı hükümler ve sosyal medyada köpürtülen öfke, gerçeği araştırma çabası değildir. Bu, bir ülkenin kararını tartışma görüntüsü altında o ülkeye ve halkına karşı husumet üretme girişimidir. Üstelik bu tür kampanyalar yalnızca Azerbaycan’ı değil, Türkiye’deki toplumsal hassasiyetleri de istismar etmektedir. Filistin meselesine duyulan haklı öfke, kardeş bir ülkeye karşı düşmanlık üretmenin aracı hâline getirilmemelidir.

Azerbaycan’ın o günkü diplomatik tercihine itiraz edenler olabilir; tıpkı Türkiye’nin dış politikasında zaman zaman Azerbaycan kamuoyunu rencide eden görüntülerin yarattığı ama kesinlikle terbiye sınırını aşmayan tepkileri doğal karşıladığımız gibi…

Fakat itirazın adresi belli olmalıdır: karar, kararın gerekçesi ve kamuoyuna yapılacak açıklama beklenmeden eleştiri, “Azerbaycan Netanyahu’nun yanındadır” gibi kanıtlanmamış bir ithama; oradan da “Azerbaycan’a karşı durulmalıdır” çizgisine taşınamaz. Bu, eleştiri sınırını aşar ve kardeş iki ülkenin arasına kuşku sokmaya hizmet eder. Bir devletin belirli bir diplomatik davranışını eleştirmek başka şeydir; o devletin bütün halkını, tarihini ve Türkiye ile kurduğu kardeşlik bağını hedef almak bambaşka bir şeydir.

Ayrıca Azerbaycan’ın dış politika tercihleri, Türkiye’nin beklentileriyle her zaman birebir örtüşmek zorunda değildir. Azerbaycan bağımsız ve egemen bir devlettir; kendi diplomatik hesapları, güvenlik öncelikleri ve uluslararası ilişkileri vardır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, iki ülkenin her konuda aynı cümleyi kurmasını değil, farklılıklar ortaya çıktığında bunları düşmanlık üretmeden konuşabilmesini gerektirir. Gerçek müttefiklik, yalnızca aynı düşündüğümüz zamanlarda değil, farklı düşündüğümüz anlarda da birbirimizi bütünüyle silmemeyi bilmektir.

Türkiye ile Azerbaycan’ın bağı, sosyal medyada bir görüntüyle kurulmuş değildir ki bir görüntüyle yıkılsın. Bu bağ; ortak tarih, ortak acı, ortak mücadele ve karşılıklı dayanışmayla yoğrulmuştur. Çanakkale’den Karabağ’a, zor günlerden bölgesel dayanışmaya kadar uzanan bu ilişki, günlük siyasi tartışmaların ve sosyal medya kampanyalarının çok ötesindedir. “Bir millet, iki devlet” sözü bir slogan olmanın ötesinde, zor zamanlarda defalarca sınanmış bir hakikattir. Bu kardeşliğe dil uzatan her kampanya, önce kendi niyetini ve kullandığı ölçüyü sorgulamalıdır.

Biz Azerbaycan’ın her kararını eleştiriden muaf tutmuyoruz. Tam tersine, kardeşlik açık konuşmayı ve gerektiğinde yanlış gördüğümüzü söylemeyi gerektirir. Kardeşlik, susmak veya her kararı koşulsuz biçimde onaylamak değildir. Ancak kardeşçe eleştiri, Azerbaycan’ın bağımsız bir devlet olduğu gerçeğini değiştiremeyeceği gibi bir milleti aşağılamaya, bir devleti bütünüyle suçlamaya veya halklar arasına husumet taşımaya da hizmet etmemelidir. Eleştirinin amacı düzeltmek, açıklık sağlamak ve doğruyu aramak olmalıdır; öfkeyi büyütmek, düşmanlık üretmek ve kardeşlik bağlarını zayıflatmak değil.

Gerçek dayanışma, anlaşmazlığı büyütmeden konuşabilmek ve gerçeği öfkeye ya da siyasi hesaplara kurban etmemektir. Bugün sosyal medyada hızla yayılan bir görüntü, birkaç saat içinde milyonlarca kişiye ulaşabilir; fakat hız, doğruluğun yerine geçmez. Bir iddianın çok paylaşılması onu doğru kılmaz. Hele ki konu iki kardeş ülke arasındaki ilişkilerse, daha dikkatli, daha sorumlu ve daha hakkaniyetli bir dil kullanmak gerekir.

Filistin halkının yaşadığı acı karşısında duyulan öfke ve dayanışma son derece anlaşılırdır. Gazze’de yaşanan insanlık dramı karşısında sessiz kalmamak, sivillerin korunmasını ve adaletin sağlanmasını savunmak herkesin sorumluluğudur. Ancak bu duyarlılığı Azerbaycan’a karşı bir karalama kampanyasının yakıtına çevirmek kabul edilemez. Filistin’e destek vermek, Azerbaycan’ı hedef almakla ölçülmez; bir ülkenin politikası da yalnızca bir salondaki tek bir kare üzerinden mahkûm edilemez. Filistin davasını savunmanın yolu, gerçekleri çarpıtmak veya halklar arasına düşmanlık sokmak değildir.

Azerbaycan’ı kardeşlik hukukunun verdiği samimiyet içinde eleştirebilirsiniz; fakat onu aşağılayamaz, Türkiye’den koparmaya dönük kışkırtıcı bir dile sığınamazsınız. Bir temsilcinin davranışını sorgulayabilirsiniz; fakat bu davranış üzerinden milyonlarca Azerbaycan vatandaşını suçlayamazsınız. Bir diplomatik tercihi beğenmeyebilirsiniz; fakat bunu iki ülke arasındaki tarihî bağı inkâr etmenin gerekçesi hâline getiremezsiniz.

Türkiye ile Azerbaycan arasına fitne sokmaya çalışanlar şunu iyi bilsin: Bir millet, iki devlet sözü, bir sosyal medya dalgasıyla geri alınacak bir söz değildir. Bu söz, ortak hafızanın, ortak acıların ve ortak geleceğe duyulan inancın ifadesidir. Eleştiri gelir geçer; propaganda dağılır; fakat halklarımızın kardeşliği baki kalır.

Not: İçlerinde Amerika olmakla 20’den fazla ülkenin soykırım olarak tanımladığı Hocalı felaketinin TBMM’de bugüne değin soykırım olarak tanınmaması karşısında Azerbaycan kamuoyunun gösterdiği olgunluğun darısı başımıza.

Pamuk ipliğine bağlı kardeşlik mi?
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

E-Posta Aboneliği Başlat

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

Yorumlar kapalı.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Merhaba, Ziyaretçi 👋

Bugün nasıl yardımcı olabilirim?

Gündem Pamuk ipliğine bağlı kardeşlik mi?

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir