Kitaptan sonra adı geçen bakanlıklar, bakanlar tarafından bir mesaj aldınız mı?

Kesinlikle yok. “Şurada bir hata yapılmıştır ya da böyle bir şey yoktur.” Kesinlikle olumsuz ya da “Şu bilgiler yanlıştır” diye bir kelime bile hiç kimseden gelmedi. Her şeyden önce şunu söyleyeyim, kişilerin dosyalarında Menzil diye yazmaz, bunlarla ilgili bir güvenlik soruşturması yapıldığı zaman bir tarikatta olmak da yasak değil. Bakan Bey yok diyor ama, Menzil köyünde hizmet için gönüllü emniyet mensupları var.

İHALELERE GİRİYORLAR

Nasıl yani?

Gittiğim zaman şunu gördüm, hemen hemen her bakanlıktan bu tarikata, bu yapıya gönül veren insanlar var. Gelip oralarda çalışıyorlar. Emniyet mensuplarından gelip onların bahçesinde, ahırında tesislerinde gönüllü olarak çalışan kamu görevlileri var. Bunlar gizli saklı da değil. Kimisi diyor ki “Ben buraya gelince huzur buluyorum, rahat oluyorum.” Böyle bir anlayış var orada.

KÜLLİYELER, CAMİ… KÖY SON DERECE DÜZGÜN
Saygı Öztürk, Menzil Tarikatı’nın Adıyaman’daki köyünü şöyle anlatıyor: “Külliyeler, cami, etraf son derece düzgün. İnsanlara ‘Hemşerim nerelisin, sen niye geldin?’ diye soruyorum. ‘Ben’ diyor mesela ‘Fayansçıyım, hizmete geldim.’”

Ama bunlar zaten bir memur maaşıyla çalışan, bordro mahkumu denilen emekçi insanlar herhalde…

Yo, Bakanlar da var. Bakanlar gelince ne olur biliyor musun, hiç alakası olmasa bile bürokratlar da gelir. Hatta Bakan ile Şeyhlerin arasındaki yakınlığı gören o bürokrat elindeki kamu gücünü bunların lehine veya bunların istediği şekilde kullanabilir. Devleti ele geçirmek kesinlikle budur. Sonuçta bunlar da bir holding, Semerkant Holding. İhalelere de giriyorlar.

Siz sormuşsunuz Şeyhe, “Tasavvufla ticaret bir arada olur mu” diye ?

Kendi içlerinde de bir tartışma var. Mesela Eskişehir ayağı olmaması lazım diyor. Menzil tarafına sorduğunuz zaman da “Ben T.C. vatandaşıyım, benim de holdingim olabilir, ticaret yapıyorum, eğer yanlış bir şey yaparsam devlet bana cezasını keser” diyor.

Kitaptan sonra Menzilci olduğunu öğrendiğiniz yeni isimler oldu mu ?

Hem de hiç ummadığım, hiç aklımdan bile geçmeyen kişiler! Bizzat bana anlattılar…  “Ben” diyor “Menzil’e 3 defa gittim.” Öteki bir kadın mesela diyor ki “Ben de gittim, 3 gün köyde kaldım.” Elbette şaşırıp kalıyor insan. Bunlar niçin gitmiş, neler yapmış orada diye düşünüyorsun? Herhalde bir terapi gibi, sığınma gibi…

Özlem Gürses – Saygı Öztürk

Şimdi de AKP’yi destekliyorlar

Tarikatın siyasetle ilgileri sadece ticaret boyutunda mı? Mesela kimi destekliyorlar?

Geçmiş yıllarda CHP’ye en çok oy çıkan yerlermiş Menzil köyü.12 Eylül 1980 döneminde MHP, Menzil tarikatının kendilerine bağlanması için çok çaba göstermiş. Dönemin efsane Genel Başkanı Alparslan Türkeş Namık Kemal Zeybek’i görevlendirmiş, tarikatı bize bağlayın diye… 12 Eylül 1980’den sonra o ülkücü gençlik, cezaevindeki psikolojik
sorunları, bunalımlarından dolayı belki de orayı bir kurtuluş yeri olarak gördüler. Böylece ülkücü kesim arasında oranın farklı bir yeri olmaya başladı. Yani daha çok ülkücülerin karargahı şeklinde. İlk yılları, güçlenmesi böyle. Daha sonra özellikle üniversite yıllarında  bunlarla bağlantı kuran kişiler, devletin çeşitli kademelerine geldikleri zaman da bağlantılarını kopartmamışlar.  Bugün, 367 geçerli oy var köyde, 367’si de AKP’ye. Şeyh de AKP’yi desteklediklerini söylüyor zaten, ama diyor, “Biz Tayyip Erdoğan’ın değil, devletin yanındayız…”

Mesela, Sağlık Bakanlığı deniyor…

Eğer Sağlık Bakanlığında bunların sözleri etkili oluyorsa, çok doğru bir yeri seçmişler. Çünkü Sağlık alanında teknisyen, odacı, laborant, güvenlik görevlisi binlerce kişi var. Dolayısı ile Menzil binlerce kişiyle kamuda görevlendirilmiş oluyor, ağları genişliyor.

Saygı Öztürk’ün, “Menzil” kitabını www.sozcukitabevi.com‘dan ya da 0 212 948 22 78 numaralı telefondan temin edebilirsiniz…

DiYANET’iN GiZLi KAYITLI TARiKATLAR RAPORU VAR

Siz FETÖ’yü de yazmıştınız, yapılanmaları benziyor mu ?

Bunlar onun yanında küçük bir yapı. Çünkü Fetullahçıların yurt dışı ayağı vardı, dünyanın her tarafına yayılmışlardı, büyük bir güç halindeydiler. Ben bunu da sordum, “Yurt dışında okullarınız var mı ?” dedim. Bir tek Kırgızistan’da medreseleri varmış. Ama FETÖ ile benzer yapıları da var, hepsi ticaretin içinde. Hepsi ticareti birbirleri ile yardımlaşarak yapıyor. Yine devlet içerisinde ihalelerde söz sahibi oluyorlar. Güçlerini kendilerine yakın isimler lehine kullanıyorlar. Türkiye genelinde bunların da vakıfları, bunlara bağlı çok sayıda dernekleri var. Cami derneklerinin önemli bir bölümünü Menzil kontrol ediyor. Ve Diyanet’ten bir kişi bile “Ya Saygı Bey, sen ne yazıyorsun kardeşim, hiç böyle bir şey olur mu ?” demedi bugüne kadar!

Nasıl bitecek bu tarikat meselesi Türkiye’de? Herkes farkında, kimse dokunmuyor…

Türkiye’de merdiven altı çok tarikat var, ahlak dışı işlere de giriyorlar. Menzil bunlara karşı olduğunu söyledi. Şeyh dedi ki “Kadınlar benden çocuk istiyor, benden değil, Allah’tan istenir çocuk…” Bakın Batı’da gerçekten seyda olan kişileri kimse bilmez, hiç onların da sesi çıkmaz, ama Güneydoğu’da din inanılmaz biçimde kullanılıyor. Hükümete yakın yazarlar bu konuyla ilgili, Menzil’le de ilgili yazılar yazdılar, yazıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığının bir gizli raporu var, onu da aldım kitaba. Bir cemaatten kurtulalım derken, başka cemaatler yerini almaya başladı deniyor.  Rahmetli Osman Bölükbaşı’nın enteresan bir sözü var, “Siyasette bulunduğum uzun yıllar içerisinde bütün sektörleri tetkik ettim, en kârlısının din olduğunu gördüm.” Olayın özeti budur.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here