Bugün gün batımı dendiğinde akla artık Patara’nın kum tepeleri geliyor. Sosyal medyada en çok gün batımı paylaşılan yerlerden biri olan Patara aslında bölgedeki bir antik kentin adı. Birçok imparatorluk dönemi atlatmış olan Likya’nın daimi başkenti olarak kalan tek şehir olan Patara bize aynı zamanda büyük bir tarih mirasıdır.

PATARA BÖLGESİNDE GEZİLECEK YERLER

PATARA ANTİK KENTİ

Likya ülkesi aslında bir çok şehir devletinin birleşmesinden oluşan bir devlettir. Tüm kararlarını Likya Birliği adı alırlar. Bu birlikteki en önemli şehir ise şüphesiz Patara olmuştur. Tarihteki geçmişi çok eskilere kadar dayanan kadim şehrin en önemli yapısı da Likya Meclisi’dir. Meclis binası günümüze gelene kadar depremlerden etkilenerek bir çok kez hasar görmüş. Böylesi önemli bir tarihi yapı ise göz ardı edilmeyerek TBMM tarafından açılan fon ile aslında uygun olarak tekrar yaptırılmış.

Şehre girdiğimizde bizi ilk olarak Romalılardan kalma büyük bir zafer takı karşılıyor. Şehrin giriş kapısı olan bu tak yüzyıllardır orijinal haliyle ayakta duruyor. Kente girip aşağı doğru inerken sağınızda kalan takı geçtikten sonra solunuzdaki tepede uzayarak giden eski mezarlık alanları göze çarpıyor.

Şehrin yetiştirdiği en önemli kişide Saint Nicholas’tır. Aziz Nikolas’ı bütün dünya “noel baba” olarak tanır. Aziz Nikolas’ı böylesine önemli yapan asıl konu da Hristiyanlığı yaymak için gösterdiği önemli çabadır. Kendi kurduğu kiliseside Noel Baba kilisesi olarak buraya çok uzak olmayan yine Antalya’nın Demre ilçesinde yer almaktadır. Kilise demişken Hristiyanlığı yayanlar arasındaki en önemli kişi kabul edilen ve bu uğurda Kudüs’ten Roma’ya kadar defalarca yürüyerek gitmiş olan Aziz Paul’da Roma’ya yapacağı ilk yolculuğunda gemiye Patara’dan binmiş.

Siyasi ve dini öneminin yanı sıra Patara aynı zamanda büyük bir ticaret merkezi imiş. Anadolu’nun bütün tahılları bir kısmı günümüze kadar ulaşmış olan tahıl ambarlarında depolanıp buralardan gemiler ile dünyaya ihrac edilirmiş. Dünya genelindeki ticarette en çok kullanılan paralardan biri de Patara parasıymış.

Böylesi derin bir tarihin başkenti olan Patara’nın tarihteki yeri ise Tunç Çağı’na kadar gitse de hakkındaki ilk yazılar Hitit belgelerinde Patar adında geçmekte ve M.Ö. 10. Yy.’ a tarihlenmektedir. Antik tiyatrosu, agorası ve sütunlu caddeleri ile hala ayakta olan Patara kentini mutlaka görmenizi öneririz.

PATARA KUM TEPELERİ

Patara Plajı, Türkiye’nin en uzun ikinci plajı olup uzunluğu yaklaşık 14 km’dir. Batısı Karadere’ ye uzanan plajın doğusu ise antik kente ulaşmaktadır. Plajın en önemli özelliği de birebir çöl özelliklerini göstermesidir. Sahilin yaslandığı ormana kadar alan büyük ve küçük kum tepeleri ile kesintisiz bir çöl görüntüsü yaratıyor. Burada kum tipinin de aynı şekilde sadece buraya özel olduğu söyleniyor.

Kum tepelerine giderken şehrin merkezinden sağa doğru dönen yolu takip etmeniz gerekiyor. Daha sonra yukarı devam eden yol ise sizi direkt buraya çıkarıyor. Yürüyerek girmesi 45 dakika civarı sürsede araç ile 8-10 dakikaya alana varılmış oluyor. Gittikten sonra sağınıza doğru uzanan tepenin arkası en popüler nokta olsa da erken gidip bir keşif yapmanızda fayda var. Alana ulaştıktan sonra geriye binlerce yıllık rüzgarların biriktirdiği kumlarda ayakkabılarınızı çıkarıp gün batımının eşsiz renklerinin tadını çıkarmak kalıyor.

PATARA’DA KONAKLAMA – YEME İÇME

Patara daha çok günübirlik gezi noktası olsa da sakin bir tatil arayanlar için burada da bir çok otel alternatifi bulunuyor. Şehir merkezinde kapasiteleri çok da fazla olmayan irili ufaklı pansiyon ve oteller mevcut. Fiyatları ise Kaş gibi merkezlere nazaran hesaplı denebilecek düzeyde. Özellikle balayı çiftleri tarafından çokça tercih edilen yer çevresine göre tam bir merkez konumda yer alıyor.

Patara’nın yeni gelişmekte olduğunu düşünürsek içerisindeki beklentiyi de en yeme içme konusunda en aza indirmiş oluruz. Genel olarak gözleme tarzı günübirlik turistlere hitap eden mutfağın dışında bölgeye yoğun bir şekilde ziyarette bulunan İngilizlere mutfağından esinlenen mekanlarda mevcut. Bu gibi restoranları da deneyimlemek için harika bir fırsat olarak düşünebilirsiniz.

Patara çevresinde yapılacak etkinliklerde epey çok. Bunlardan en çok tercih edilenler Safari yapmak, Saklıkent gezisinde kanyonu geçmek ve Kaş’ta dalış turuna katılmak. Turlara dahil olmak ise çok kolay. Oteliniz sizlere anlaşmalı oldukları tur acentelerine istediğiniz takdirde rezervasyonlar yapmakta. Buralarda her gün için yapacak çok şey var.

PATARA ÇEVRESİNDEKİ DİĞER GÖRÜLECEK YERLER

Saklıkent Kanyonu

Xanthos Antik Kenti

Letoon Antik Kenti

Kaputaş Plajı

Kalkan

Kaş

Kekova

Uyuyan Dev Dağı

PATARA’YA ULAŞIM

Patara’ya gitmek için Kalkan ve ya Kaş’tan kalkan direkt araçlar mevcut. Fethiye’ den ise Kaş’a giden dolmuşlar ile yol ayrımına kadar gelip içeriye kalan 4 km’yi dolmuşu bekleyerek, taksiyle veya yürüyerek alabilirsiniz. Burası tek yönlü gidiş olduğu için otostop dahi çekebilirsiniz. Bütün yollar Patara’ya çıkıyor.

Patara’ya gelebilmek için havayolu alternatifi düşünüyorsanız Dalaman Havalimanı’nı veya Antalya Havalimanı’ nı kullanmanız gerekiyor. Patara’ya en yakın olan ise Dalaman Havalimanı’dır. Dalaman 120 km, Antalya 220 km uzaklıktadır.

Patara’nın diğer merkezlere olan mesafeleriise şöyle;

Kaş 40 km

Antalya 220 km

Fethiye 70 km

İzmir 400 km

İstanbul 820 km

Ankara 650 km

Denizli 235 km

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here