Azerbaycan, önce 2020’de Karabağ Zaferi’yle ardından 2023’teki antiterör operasyonuyla topraklarında tam egemenliği tesis etti. Ermeni işgali sırasında yerle bir edilen Karabağ’ın yeniden inşası için hummalı bir çalışma başlarken, vahşice hedef alınan camiler onarıldı ve yok edilmek istenen kültürel miras bir bir ayağa kaldırıldı.
Ancak Karabağ’da yaşanan 30 yıllık işgal, sadece İslam eserlerini hedef almadı. Bölgedeki eşsiz Hristiyan mirası da benzer bir yıkım ve kültürel yağma ile karşı karşıya kaldı.
Genceser Manastırı: Vandalizmin Kültürel Kılıfı
Ağdere bölgesindeki Vengli köyünde bulunan Genceser Manastırı, Ermenistan’ın yasa dışı müdahalesine uğrayan ve tarihi görünümüne kasten zarar verilen yerlerin en başında geliyor. Geçmişte Kafkas Albanyası’nın en önemli dini ve kültürel merkezlerinden biri olan manastır, işgal döneminde planlı bir tahribata sahne oldu.
2012 yılında gerçekleştirilen sözde “yenileme” çalışmalarıyla manastırın tarihi Alban mimarisi bilinçli olarak değiştirildi; duvarları mermer taşlarla kaplandı. Kompleksin avlusunda yapılan kaçak inşaatlarla yapının orijinal dokusu bozulurken, en büyük darbe tarihi belgelere vuruldu. Alban dilindeki yazıtlar ya tamamen yok edildi ya da sökülerek Ermenistan’a götürüldü.
Bu tarihi yazıtların yerlerine sonradan eklenmiş, bozulmuş Ermenice metinler yerleştirildi. Manastırın içerisinde yer alan tarihi mezarların bile zarar gördüğü bu operasyonun tek bir amacı vardı: Bilimsel ve tarihi gerçekleri çarpıtarak Azerbaycan’ın milli ve manevi değerlerini, tarihi anıtlarını yapay bir şekilde Ermeni mirası gibi sahiplenmek.
Rövanşist Grupların Kara Propagandası Devam Ediyor
Bugün, Ermenistan içerisindeki bazı rövanşist gruplar, Genceser Manastırı üzerinden aynı kirli kampanyayı sürdürmeye devam ediyor. Tarihi ve bilimsel gerçeklerin bir kez daha göz ardı edildiği bu kara propagandayla; Ermenistan’da “Karabağ Azerbaycan’dır” gerçeğine yönelik atılan doğru adımlar engellenmek isteniyor.
Ermeni Rövanşistlerin Örtbas Etmeye Çalıştığı Gerçek Ne?
Kafkas Albanyası, tarihi Azerbaycan topraklarında var olmuş en eski devletlerden ve Kafkasya’nın erken Orta Çağ siyasi oluşumlarından biridir. Ermeni iddialarının aksine, Genceser Manastırı’nın Ermeni tarihiyle hiçbir ilgisi yoktur; yapı tamamen Kafkas Albanyası’na ait bir tarihi anıttır.
Manastır, doğrudan Kafkas Albanyası’nın tarihi coğrafyasında inşa edilmiştir. 12. ve 13. yüzyıllarda bu bölgede yükselen Alban-Haçin Prensliği, Azerbaycan’ın önde gelen devlet adamlarından biri olan Hükümdar Hasan Celal tarafından yönetildi. Hasan Celal dönemi, tarihçiler tarafından “Alban Rönesansı” olarak nitelendirilirken, Genceser Manastırı da bu rönesansın benzersiz bir şaheseri olarak vücut bulmuştur.
Farklı Haçlar, Farklı İsimler: Tarihçiler Ne Diyor?
Titizlikle yürütülen bilimsel araştırmalar, bölgedeki dini ve mimari eserlerin hangi kültürel geleneğe ait olduğu sorusuna net bir yanıt veriyor. Manastırın orijinal dokusunda yer alan yazıtlar, tamamen Albanlara ait metinlerden oluşuyor. Manastırdaki freskler, açıkça Kafkas Albanyası mirasının izlerini taşıyor. Tarihi metinlerde Ermeni hükümdarlarının ya da dini şahsiyetlerinin isimleri değil; aksine Alban kökenli liderlerin isimleri geçiyor.
Dahası, Alban ve Ermeni haçları dahi birbirlerinden form olarak farklıdır. Ermeni işgali döneminde, Genceser Manastırı’ndaki eşkenar “Alban Haçı”nın kasten kırılarak farklı bir şekle sahip “Gregoryen Haçı”na dönüştürüldüğü tarihi bir gerçektir.
Sovyet döneminde bile Ermenilerin, Karabağ’daki anıtlarda Alban kültürel mirasını gösteren dini unsurları ortadan kaldırmaya başladığı biliniyor. 30 yıllık işgal boyunca bu kültürel asimilasyon devam etti.
“Gerçeği Kendi Gözlerinizle Görün” Çağrısı
Azerbaycan’ın tarihi zaferinin ardından bölgedeki işgal sona erdi. Zengin bir tarihi, kültürel ve dini mirasa ev sahipliği yapan Karabağ’daki Genceser Manastırı, artık kendi asli topraklarında; Azerbaycan hükümeti tarafından titizlikle korunan tarihi ve kültürel bir miras konumunda.
Azerbaycan’ın sahip olduğu medeniyetin ne kadar zengin ve kapsayıcı olduğunun en önemli göstergelerinden biri olan bu anıt, tarihi gerçeklerin canlı bir şahidi. Azerbaycan hükümeti ise sahte haberler ve yanlış anlatılar yayan medya kuruluşlarına açık bir çağrıda bulunuyor: Yürütülen yalan propagandalara inanmak yerine, tarihi anıtları bizzat ziyaret ederek gerçeği kendi gözlerinizle görün.
Yorumlar kapalı.