İsrail, İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerle ticareti yasaklamaya yönelik girişimine karşı Doğu Kudüs’teki İngiltere Başkonsolosluğunun mevcut statüsünü sona erdirdi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, 8 Ekim’de yaptığı açıklamada Başkonsolos dahil 20 İngiliz diplomatın ülkeden ayrılacağını, konsolosluk binasında yalnızca 7 diplomattan oluşan sınırlı bir ekibin çalışabileceğini bildirdi. Binadaki “İngiltere Başkonsolosluğu” tabelası söküldü. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise binanın “İngiltere Kudüs Misyonu” adıyla faaliyetlerini sürdüreceğini ve Filistinlilere hizmet vermeye devam edeceğini açıkladı. Londra, İsrail’in konsolosluğu kapatma yetkisini tanımadığını ve Doğu Kudüs’ün işgal altındaki Filistin toprağı olduğu yönündeki tutumunu koruduğunu vurguladı.
BALFOUR DEKLARASYONU’NDAN YAPTIRIMA
İsrail’in İngiltere’ye yönelik hamlesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel geçmişi nedeniyle ayrıca dikkat çekiyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour, 2 Kasım 1917’de yayımladığı deklarasyonla Filistin’de Yahudiler için bir ulusal yurt kurulmasını desteklediğini ilan etmişti. 1922’de Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen Filistin Mandası, İngiltere’yi bu hedef için gerekli siyasi, idari ve ekonomik koşulları oluşturmakla görevlendirdi. İngiliz manda yönetimi altında Yahudi göçü ve Siyonist kurumların gelişimi desteklendi ve süreç 14 Mayıs 1948’de İsrail’in kuruluşuyla sonuçlandı. Çoğu Batılı tarihçiye göre İsrail kuruluşunu İngiltere’ye borçlu durumda.
İSRAİL’DEN DÖRT MİSİLLEME ADIMI
İsrail’in kararı, İngiltere’nin 8 Eylül’de Batı Şeria’daki yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklamaya yönelik girişiminin ardından geldi. Saar, daha önce açıklanan dört karşılık adımının uygulandığını belirtti. Bunlar arasında Doğu Kudüs’teki İngiliz diplomatik temsilciliğinin statüsünün düşürülmesi, Kiryat Gat’taki koordinasyon merkezinden İngiliz temsilcilerin uzaklaştırılması, İngiltere’nin Batı Şeria’da Filistin Yönetimi güvenlik güçlerine yönelik eğitim faaliyetlerinin durdurulması ve çoğu milletvekili 12 İngiliz vatandaşına İsrail’e giriş yasağı getirilmesi bulunuyor. İsrail hükümeti, yaptırımları kendi egemenliğine ve kural tanımaz yıkıcı yerleşim politikasına yönelik girişimlere karşılık olarak savunurken Londra, işgal altındaki topraklarda kurulan yerleşimlerin uluslararası hukuka bütünüyle aykırı olduğu görüşünü sürdürüyor.
İSRAİL AÇIKÇA TEHDİT ETTİ
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İngiltere ile yapılan görüşmelerin diplomatik krizin daha fazla büyümesini önlemeyi amaçladığını iddia etti. Ancak gelecekte yeni bir kriz yaşanmayacağına ilişkin güvence vermedi. Saar, “İsrail’e karşı hareket eden her ülke, bunun bir bedeli olacağını bilmelidir” sözleriyle Londra’nın yanı sıra İsrail’e yaptırım uygulamayı değerlendiren diğer hükümetleri de açıkça tehdit etti. İngiltere ise misilleme olarak İsrailli diplomatları sınır dışı etmeyeceğini açıkladı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, yaklaşık 200 yıllık diplomatik varlığını Kudüs’te sürdürmekte kararlı olduğunu, personel güvenliği için geçici çekilmeler yapıldığını ve Filistinlilere yönelik çalışmaların tüm kapasite ve hızıyla devam edeceğini bildirdi. İngiliz medyasına demeç veren uzmanlar ise İsrail’in İngiltere’yi “sırtından bıçakladığı” yorumunda bulunuyorlar.
Yorumlar kapalı.