Suudi Arabistan, başkent Riyad’ın kuzeyine yönelen bir Husi balistik füzesinin önlendiğini açıkladı. Yemen Ulaştırma Bakanlığına göre Husiler aynı saatlerde Aden Uluslararası Havalimanı’nın terminal ve pistini iki balistik füze ve kamikaze İHA’larla hedef aldı; Kahire’den gelen bir yolcu uçağı inişten vazgeçerek Cidde’ye yönlendirildi. Saldırılar, Husilerin 2014’te Sana’yı ele geçiren hafif silahlı bir örgütten Suudi Arabistan, İsrail ve Kızıldeniz’deki savaş gemilerini uzun menzilli silahlarla hedefleyebilen bir terör örgütüne nasıl dönüştüğü sorusunu yeniden gündeme getirdi.
İLK CEPHANELİK YEMEN ORDUSUNDAN
Husilerin askeri dönüşümünde en büyük etkenin İran olduğunun altı çiziliyor. Ancak örgüt ortaya çıktığında, 2014-2015’te Sana ve ülkenin kuzeyindeki askeri üsleri ele geçirirken Yemen ordusunun Sovyet ve Batı kökenli balistik füze, hava savunma, topçu ve zırhlı araç stoklarının önemli bölümüne de ulaştı. Eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’e bağlı ordu birliklerinin Husilerle ittifakı da eğitimli personel ve teknik bilgi sağladı. Ancak sonraki aşamada cephaneliğin niteliği değişti. BM Yemen Uzmanlar Paneli, Husilerin dış destek olmadan orta menzilli balistik füzeler, kara ve gemisavar seyir füzeleri, gemisavar balistik füzeler, hava savunma sistemleri ve gelişmiş İHA’lar üretme kapasitesine sahip olmadığı sonucuna vardı.
DENİZDEN PARÇA PARÇA FÜZE SEVKİYATI
En güçlü kanıtlar Umman Denizi ve Arap Denizi’nde yakalanan teknelerden çıktı. ABD Merkez Komutanlığına göre 2015-2024 arasında en az 20 İran bağlantılı kaçakçılık teknesi durduruldu; balistik ve seyir füzesi parçaları, hava savunma füzeleri, tanksavar silahları ve İHA’lar ele geçirildi. Ocak 2024’te bir teknede orta menzilli balistik ve gemisavar seyir füzelerine ait motor, güdüm sistemi ve savaş başlığı parçaları bulundu. Temmuz 2025’te Yemen güçlerinin yakaladığı tek bir sevkiyatta ise 750 tondan fazla silah ve askeri malzeme, yüzlerce seyir, gemisavar ve uçaksavar füze parçası ile yüzlerce İHA motoru ele geçirildi; malzemelerin arasında Farsça kullanım kılavuzları da vardı. Sistemlerin parçalara ayrılarak deniz yoluyla Yemen’e sokulması ve burada yeniden monte edilmesi, büyük füzelerin gizlice taşınmasını kolaylaştırdı.
İRAN TEKNOLOJİSİYLE KIZILDENİZ’DE ASİMETRİK GÜÇ
ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı, Husi füzeleri ve İHA’ları ile İran sistemleri arasında doğrudan teknik benzerlikler tespit etti. Husilerin Samad İHA’ları, gemisavar füzeleri ve orta menzilli balistik sistemleri, İran tasarımlarından alınan teknolojiyle giderek geliştirildi. Temmuz 2026’da teşkilat tarafından yayınlanan raporda, çok sayıda İran Devrim Muhafızları komutanının da Yemen’e geçtiği ileri sürüldü. Tahran ise tüm bu suçlamaları reddediyor. İran’dan gelen askeri sevkiyatlar Husilere çok daha büyük donanmalara karşı düşük maliyetli bir asimetrik savaş imkanı da verdi. ABD Savunma İstihbarat Teşkilatının 2024 verilerine göre Husiler İran kaynaklı sistemlerle o tarihe kadar kara hedeflerine en az 100 saldırı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki gemilere en az 56 saldırı düzenledi. Bugün Riyad ve Aden’e uzanan saldırılar, Yemen iç savaşında oluşturulan bu füze-İHA altyapısının artık yalnız Yemen’i değil, Kızıldeniz’den Suudi Arabistan’a uzanan geniş bir bölgede etkili bir kapasiteye dönüştüğünü gösteriyor.
Yorumlar kapalı.