11 Eylül 2001 sabahı, El-Kaide üyesi 19 hava korsanının Amerika Birleşik Devletleri’nde iç hatlar seferi yapan dört yolcu uçağını kaçırmasıyla dünya tarihi geri dönülemez bir şekilde değişti. Korsanların kaçırdığı iki uçağın New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin İkiz Kulelerine, üçüncü uçağın savunma bakanlığı binası Pentagon’a çarpması ve dördüncüsünün Pensilvanya kırsalına düşmesiyle sonuçlanan bu koordineli terör eylemlerinde, 19 saldırgan dâhil toplam 2 bin 996 kişi hayatını kaybetti.
Facianın ve iki dev kulenin çöküşünün ardından 25 yıl geride kalırken, olay yerini saran sır perdesi bu kez New York Belediyesi’nin yayınladığı saklı arşivle aralandı. Belediye Başkanı Zohran Mamdani, çeyrek asırdır depolarda gizlenen belgelerin, yetkililerin daha ilk günden bölgedeki zehirli havanın farkında olduğunu ancak kamuoyuna “hava temiz” yalanı söylediğini ortaya koydu.
Saldırının ardından İkiz Kuleler’in enkazı üstünde yükselen ve haftalarca çökmeyen o toz bulutu, aradan geçen yıllarda binaların yıkımından daha fazla can aldı. Soludukları havadaki ağır metaller ve kanserojen maddeler yüzünden binlerce ilk müdahale görevlisi ve bölge sakini kanser başta olmak üzere ölümcül hastalıklara yakalandı. Ortaya çıkan 68 koli dolusu belge ise dönemin yönetiminin halkın sağlığından ziyade çıkabilecek tazminat davalarından kaçınmayı önceliklendirdiğini gösteriyor.
35 BİN DAVADAN KAÇMAK İÇİN GERÇEKLERİ GİZLEDİLER
Yayımlanan raporlar arasında en dikkat çekici olanı, Ekim 2001 tarihli “Harding Raporu”. Dönemin Belediye Başkanı Rudy Giuliani’nin ekibine sunulan raporda, havanın güvenli olduğu ilan edilerek insanların bölgeye erken dönmesinin sağlandığı, bu durumun şehre 35 bine yakın dava olarak geri dönebileceği uyarısı yer alıyor. Test yapılan her noktada asbest izine rastlanmasına rağmen kamuoyuna tam tersi yönlendirmeler yapılmıştı.
Yayıncı Jon Stewart ile basının karşısına geçen Mamdani, “Güvendikleri liderler yalan söylediği için insanlar hastalandı. Birbirini izleyen yönetimler bu gerçekleri halının altına süpürdü” diyerek, 34 milyon dolarlık bütçeyle yüz binlerce sayfalık arşivin tamamını kademeli olarak kamuoyuna açacaklarını duyurdu. Stewart ise durumun vahametini “Haklarını yemeyelim, bu bilgiyi sadece 25 yıl boyunca saklayabildiler.” sözleriyle anlattı.
“BUNUN SONUMUZ OLACAĞINI BİLİYORDUM”
Saldırı günü olay yerine ilk ulaşan sağlık görevlilerinden Elizabeth Cascio’nun sözleri ise tablonun ne kadar açık olduğunu gösteriyor: “Bölgeye adım attığım an nefesimi tutmam gerektiğini anladım. Ama nefesinizi ne kadar tutabilirsiniz ki? Tozların boğazıma dolduğunu hissettiğimde bunun sonumuz olacağını biliyordum.”
25 yıl sonra gelen bu gecikmiş itiraf, facianın acısını dindirmeye yetmese de New York tarihinin en büyük örtbas operasyonlarından birini resmen tescillemiş oldu.
Yorumlar kapalı.