Gülistan Doku soruşturmasında cinayet ihtimali her geçen gün güçleniyor. Elde edilen deliller genç kadının öldürüldüğüne işaret etse de bedeninin nerede olduğuna dair henüz bir bulguya ulaşılamadı.
Uzmanlara göre, “ceset yoksa cinayet yok” algısı doğru değil. Yargıtay’ın emsal kararlarına dikkat çeken hukukçular, ceset bulunmasa dahi yeterli ve güçlü delillerin varlığı hâlinde cinayet suçundan hüküm kurulabileceğini belirtiyor. Ancak bu tür davalarda açık ikrar, güçlü tanık beyanları ve teknik delillerin büyük önem taşıdığı vurgulanıyor. HTS kayıtları, olay yeri incelemeleri ve olası kan izleri gibi bulguların davanın seyrini belirleyebileceği ifade ediliyor.
Öte yandan, soruşturma kapsamında dönemin eski valisi Tuncay Sonel de gündeme geldi. Sonel hakkında delilleri karartma suçlamasıyla yargılama ihtimali tartışılıyor.
Hukukçulara göre, bir kişinin ölümünden sonra delillerin gizlenmesi ya da yok edilmesi, “delilleri karartma” veya “suçluyu kayırma” kapsamında değerlendirilebiliyor. Bu suçların ceza sınırlarının farklı olduğu, ayrıca kamu görevlisi olması durumunda “görevi kötüye kullanma” gibi ek suçlamaların da gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında ortaya çıkacak yeni delillerin, dosyanın seyrini belirlemesi bekleniyor.
Yorumlar kapalı.