Helsinki’den Tallinn’e doğru kısa ama keyifli bir yolculuğa çıktım. Baltık Denizi’nin üzerinde ilerleyen feribotlar, iki başkent arasında adeta bir köprü görevi görüyor. Helsinki’den Silja ya da Viking Line gemileriyle yaklaşık 2,5 saatlik bir yolculukla Tallinn’e ulaşmak mümkün. Üstelik bilet fiyatları da 20 euro civarında; yani Avrupa içi ulaşım için oldukça ekonomik.
Tallinn, Orta Çağ’ın tüm izlerini şaşırtıcı derecede iyi korumuş bir şehir.

Dar taş sokakları, sivri kuleleri, renkli cepheleri ve masalsı meydanlarıyla adımınızı attığınız anda birkaç yüzyıl geriye gidiyorsunuz.

Özellikle kış aylarında yolunuz düşerse soğuğu hesaba katmanızda fayda var. Kuzey Avrupa’nın sert rüzgârı Tallinn’de daha da keskin hissediliyor. Bu yüzden valiz hazırlığınızı ciddiye almak şart.
Old Town’a geldiğimde meydanın çoktan yeni yıl ruhuna büründüğünü fark ettim.

Renkli ışıklarla süslenmiş pazar tezgâhları, sokaklara yayılan sıcak şarap kokusu, el yapımı ürünler satan küçük kulübeler… Yerli ve yabancı binlerce insanın doldurduğu meydan adeta yaşayan bir kartpostal gibiydi.

TALLİN’DE GEZİLECEK YERLER
Old Town (Vanalinn) Tallinn’in kalbi, UNESCO Dünya Mirası listesindeki Orta Çağ şehri.

Town Hall Square: Noel zamanı Avrupa’nın en romantik pazarlarından biri burada kuruluyor.
St. Olaf’s Church: Bir zamanlar dünyanın en yüksek yapısıydı. Tepesine çıktığınızda Tallinn’in hem tarihi hem modern yüzünü aynı karede görüyorsunuz.

Toompea Tepesi: Eski şehir iki bölüme ayrılıyor; üst şehir Toompea adeta Tallinn’in balkonudur.
Alexander Nevsky Katedrali, süslü kubbeleriyle size Rus etkisini hatırlatıyor.

Yanındaki Toompea Kalesi, Estonya’nın bağımsızlık hikâyesini taşıyor.

Kohtuotsa ve Patkuli seyir terasları ise Tallinn fotoğraflarının yüzde 90’ının çekildiği nokta. Kırmızı çatıların üzerinden yükselen mavi Baltık göğü

Telliskivi: Bugünün Tallinn’i Telliskivi’ye sığmış durumda. Eskiden endüstriyel depo olan bu alan şimdi alışveriş dükkanlarıyla dolu

[email protected]
Yorumlar kapalı.