Türk ekonomisinde enflasyonla mücadele sürerken, üretim, ticaret ve finans piyasalarından gelen göstergeler dalgalı bir tabloya işaret ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son verilerine göre sanayi üretimi temmuzda aylık yüzde 0,9, ağustosta ise yüzde 1 geriledi. Ağustosta yıllık daralma yüzde 1,9’a ulaşırken, özellikle imalat sanayisindeki kayıp dikkat çekti. Fabrikalardaki üretimin aylık yüzde 1,6, yıllık yüzde 2,5 azalması, sanayideki yavaşlamanın ağırlıklı olarak imalat sektöründe hissedildiğini gösterdi. Madencilik ve enerji üretiminde artış yaşanmasına rağmen imalat sanayisindeki gerileme toplam sanayi üretimini aşağı çekti.
SANAYİDE İKİ AYLIK GERİLEME
Üretimdeki zayıflık, ekonominin büyüme potansiyeli açısından da önem taşıyor. Analistlere göre sanayi üretiminin gerilemesi yalnızca fabrikaların daha az mal üretmesi anlamına gelmiyor. Siparişlerden hammadde alımlarına, nakliyeden istihdama kadar geniş bir ekonomik zinciri etkileyebiliyor. Nitekim TÜİK’in dış ticaret verileri de ekonomideki baskının başka bir yönünü ortaya koyuyor. Yılın ilk sekiz ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,3 artarak 65,8 milyar dolara ulaştı. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 74,7’den yüzde 73,8’e geriledi.
İNŞAATTA MALİYET BASKISI
Ekonominin önemli sektörlerinden inşaatta ise farklı bir görünüm öne çıkıyor. Ağustosta inşaat maliyet endeksi aylık yüzde 2,04, yıllık yüzde 29,59 yükseldi. Malzeme fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 28,72 olurken işçilik maliyetleri yüzde 31,20 arttı. Yıllık maliyet artışının genel enflasyona yakın seyretmesi, inşaat sektöründe fiyat baskısının devam ettiğini gösteriyor.
KARŞILIKSIZ ÇEKLERDE ARTIŞ
Üretim cephesindeki zayıflığa, ticari hayatta ödeme güçlüklerine işaret eden veriler de eşlik ediyor. Eylül ayına ilişkin paylaşılan 12 aylık birikimli çek verilerine göre, düzenlenen toplam çek adedi yüzde 4,4 azalırken karşılıksız kalan çeklerin sayısı yüzde 12,14 arttı. Daha çarpıcı değişim ise tutarlarda yaşandı. Toplam çek tutarı yüzde 25,3 büyürken karşılıksız çeklerin parasal büyüklüğü yüzde 46,7 yükseldi. Karşılıksız çeklerin toplam çeklere oranı adet bazında yüzde 2,58’e, tutar bazında yüzde 3,29’a ulaştı.
KREDİ BORÇLARINDA BOZULMA
Ödeme güçlüklerinin bir başka göstergesi bankacılık sektöründe görülüyor. Takipteki alacakların toplam kredilere oranının yüzde 3,1’i aşması, kredi geri ödemelerindeki sorunların büyüdüğüne işaret ediyor. Bireysel borçlarda ise baskı daha belirgin. BDDK verilerinden yapılan güncel derlemeye göre 2 Ocak-2 Ekim döneminde ihtiyaç kredilerindeki takipteki alacaklar yüzde 52,36 artarak 176,7 milyar liraya, bireysel kredi kartlarındaki takipteki alacaklar ise yüzde 59,51 yükselerek 199,8 milyar liraya çıktı. Aynı dönemde ihtiyaç kredilerinde takip oranı yüzde 6,75’e, bireysel kredi kartlarında yüzde 5,65’e ulaştı.
51 MİLYAR DOLARLIK KAYIP
Ekonomide dikkat çeken bir diğer gelişme Merkez Bankası rezervlerinde yaşandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın toplam brüt rezervleri 2 Ekim haftasında 167,4 milyar dolara geriledi. Geçen yılın sonunda 193,9 milyar dolar olan rezervlerde yılbaşına göre yaklaşık 26,5 milyar dolarlık azalma meydana geldi. Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise son tabloya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Enflasyon gerilerken üretim ve finansal dengelerdeki bozulma dikkat çekiyor. Sanayi üretiminin 2 aydır daralması, ekonomideki yavaşlamanın belirginleştiğini gösteriyor. Karşılıksız çeklerdeki artış ve bankaların takibe aldığı kredilerin büyümesi ise hem işletmelerin hem de vatandaşların ödeme gücünün zayıfladığına işaret ediyor. Merkez Bankası rezervlerinin yıl içindeki zirvesinden 51 milyar dolar gerilemesi de önemli bir risk göstergesi. Enflasyonun yüzde 30’un altına düşmesi olumlu.”
Yorumlar kapalı.