Namibya’daki Herero ve Nama halklarına yönelik 1904–1907 soykırımı yaygın şekilde belgelenmişken, aynı dönemde gerçekleşen San halkına yönelik katliam büyük ölçüde unutulmuş durumda.
Kalahari bölgesinde kadim kökleri bulunan San halkı, Alman sömürgecilerce sistematik şekilde hedef alındı. 1911–1913 yılları arasında nüfusları 8.000–12.000’den 3.600’e düştü. Bu süreçte, San halkının yaşadığı topraklara tren hatları, çiftlikler ve köyler kurularak yerlerinden edilmeleri ve buharlaştırılan nüfusuyla kolonileşme amacını taşıyan bir sistem kuruldu.
Kalahari havzası, dünya üzerinde etnografik açıdan en zengin alanlardan biri. Buskimanlar, 200’den fazla etnik grubu kapsayan bir kolektif. Kolonileşmeden önce küçük gruplar halinde, toplayıcılık ve avcılıkla yaşayan bu halk, mülkiyet yerine paylaşımı esas alan topluluklardı. Bu yüzden, Alman sömürgeciler tarafından “isyan eden hayvanlar” olarak görüldüler.
Koloni yöneticileri, San halkını “sineksel bir tehdit” olarak görüp toplu avlar düzenlediler. Almanlardan önce Hollandalılar da aynı yöntemi uyguladılar. 1915’te Güney Afrika yönetimi ülkeyi işgal etti. 1936’ya kadar San halkının avlanması için ruhsat vermeye devam etti. Sonrasında bu uygulamalar azalsa da; bu insanlar kamplara kapatıldı, silahsızlandırıldı ve topraklarından sürgün edildi.
Bağımsızlık sonrası dönemde de etkin koruma sağlayamadığı gibi, San halkının sosyal ve ekonomik marjinalizasyonu devam etti. Topraklarından sürgün edildiler, sıradan hizmet işlerindeki yaşam koşulları ağırlaştı ve kültürel kimlikleri giderek daha da görünmez hale geldi.
TANRILAR ÇILDIRMIŞ OLMALI
San halkının sistemi, günümüz toplumuna en yakın sistemlerden biriydi. Eşitlikçi bir toplumdu. Kadınlar da karar alma sürecinin bir parçası ve eşit sayılıyordu. Ekonomilerinde satın alma yoktu. Hediye vermeye dayalı bir sistem oluşturmuşlardı. San halkının yüzde 95’i tek eşliydi. Tanrılar Çıldırmış Olmalı adlı komedi filmindeki halk da San halkıydı.
Yorumlar kapalı.