Bilim dünyasını ikiye bölen gizemli canlı

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

The Guardian’ın kapsamlı dosyasına göre, sarı renkli bir cıvık mantar türü olan Physarum polycephalum üzerinde yaklaşık 40 yıldır yapılan çalışmalar, bilim insanlarının zekâ ve hafıza hakkındaki yerleşik kabullerini sorgulamasına neden oluyor.

NE BEYNİ VAR NE SİNİR SİSTEMİ

Ormanlarda çürümüş yaprak ve ağaçların üzerinde görülebilen Physarum, ilk bakışta son derece basit bir organizma gibi görünüyor. Ancak onu sıra dışı yapan şey davranışları.

Canlının beyni, nöronları ve merkezi bir sinir sistemi bulunmuyor. Buna rağmen yiyeceğin bulunduğu noktaları algılayabiliyor, çevresini araştırabiliyor ve daha verimli güzergâhlara yönelebiliyor.

Bilim insanlarını şaşırtan temel soru da burada ortaya çıkıyor: Beyni olmayan bir canlı bunu nasıl başarıyor?

LABİRENTTE EN KISA YOLU BULDU

Japon bilim insanı Toshiyuki Nakagaki’nin Physarum üzerinde yaptığı deneyler tartışmanın dönüm noktalarından biri oldu.

2000 yılında yayımlanan bir deneyde canlı, yiyeceğe ulaşmak için bir labirentin farklı bölümlerine yayıldı. Ardından gereksiz güzergâhlardan çekilerek yiyecek noktalarını birbirine bağlayan en kısa yolu korudu.

Bu davranış, araştırmacıların Physarum’un problem çözmeye benzeyen bir yeteneğe sahip olup olmadığını tartışmaya başlamasına yol açtı.

TOKYO’NUN DEMİRYOLU AĞINI YENİDEN KURDU

Daha da dikkat çekici deney ise yıllar sonra geldi.

Araştırmacılar yulaf parçalarını Tokyo ve çevresindeki 35 yerleşim bölgesini temsil edecek biçimde yerleştirdi. Physarum, yiyeceklere ulaşmak için ince tüplerden oluşan bir ağ geliştirdi.

Ortaya çıkan ağın, Tokyo’nun gerçek demiryolu sistemine şaşırtıcı derecede benzeyen verimli bir yapı oluşturduğu görüldü.

Hatta araştırmacılar, organizmanın oluşturduğu bazı bağlantıların mevcut ulaşım ağından daha verimli olabileceğini değerlendirdi.

“HAFIZASI” DA OLABİLİR

Physarum’un yetenekleri bununla da sınırlı değil. Araştırmalar, canlının hareket ederken geride bıraktığı sümüksü maddeyi adeta çevresel bir “hafıza” gibi kullanabileceğini gösteriyor.

Canlı daha önce geçtiği alanlarda bıraktığı izi algılayarak aynı bölgeyi yeniden araştırmaktan kaçınabiliyor. Deneylerde Physarum’un kendi bıraktığı izi başka türlerin bıraktığı izlerden ayırt edebildiği de görüldü.

Bir başka deneyde ise canlıya belirli aralıklarla soğuk ve kuru hava uygulandı. Üç tekrarın ardından aynı olumsuz koşul uygulanmadığı halde, beklenen saatte hareketini yavaşlattı.

Bilim insanları organizmanın zamanı nasıl takip edebildiğini henüz tam olarak açıklayamıyor.

BİLİM DÜNYASI İKİYE BÖLÜNDÜ

Ancak Physarum’un bu davranışlarının “zekâ”, “öğrenme” veya “hafıza” olarak adlandırılıp adlandırılamayacağı bilim dünyasında ciddi tartışma yaratıyor.

Bazı araştırmacılar zekânın yalnızca beyin ve nöronlara sahip canlılarla sınırlandırılmaması gerektiğini savunuyor. Bu görüşe göre tek hücreli organizmalar bile çevrelerinden bilgi alıp buna göre davranışlarını değiştirebilir.

Karşı görüşteki bilim insanları ise bu davranışlara “zekâ” denilmesinin insanlara ait kavramların başka canlılara aktarılması anlamına geldiğini ve kamuoyunu yanıltabileceğini düşünüyor.

Tartışmanın merkezindeki soru ise oldukça çarpıcı:

Zekâ gerçekten beynin ürünü mü, yoksa yaşamın çok daha temel bir özelliği mi?

Physarum’un vereceği yanıt, bilim insanlarının yalnızca basit organizmalara değil, insan zekâsına ve hatta yapay zekâya bakışını da değiştirebilir.

Bilim dünyasını ikiye bölen gizemli canlı
0

E-Posta Aboneliği Başlat

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yorumlar kapalı.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir