Afşar Timuçin’in oğlu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Ali Timuçin “Afşar Timuçin Türk edebiyatının ve Türk felsefe dünyasının önemli bir ismidir. Bütün çalışmalarını bu topraklardan beslenerek yazmıştır. Onun eserlerinden yeni nesiller de yararlanacak, kendi ufuklarını genişleterek kendi dünyalarını oluşturacaklar” dedi.
Timuçin, babasının yaşamına ilişkin bilgiler vererek, “Babam Azerice de bilmez, hayatında Azerbaycan’a da Gürcistan’a da gitmedi. Bu toprakların insanıdır. İnternette yazanlara inanmayın, kopyala yapıştır biçimde hayatınızı götürmeyin. Sorgulayarak yaşayın. Sosyal medya değil de somut kitaplara yönelin. Bu bizim umutlarımızı artıracak” görüşünü paylaştı.

Afşar Timuçin’in bazı rahatsızlıkları bulunduğunu anlatan Timuçin, “Kalp sorunu yoktu ama yaşam bir yerde size öyle yükler yüklüyor ki kalp yetmiyor artık. Onun da kalbi yaşlılığa bağlı olarak artık yetmedi ve kendisini kaybettik” değerlendirmesini yaptı.
“DÜNYAYA AYDINLIĞI ŞİİRİN GETİRECEĞİNE İNANIYORDU”
Yazar Adnan Özyalçıner ise şair, romancı ve felsefeci olan arkadaşı Timuçin ile aynı lisede okuduklarını belirterek, “Dünyaya aydınlığı şiirin getireceğine inanıyordu. Kendisi 1960 kuşağı şairlerindendi. O kuşak ikinci yeni döneminden sonra toplumcu edebiyatı getiren ekiptir. O dönemin şairleri hem eylemci hem de edebiyatçıydı. Yani hem hayatı değiştirmek hem şiiri, edebiyatı aydınlık hale getirmek için çalıştılar” diye konuştu.

Ataköy 5. Kısım Ömer Duruk Cami’nde öğle namazına müteakip kılınan namazın ardından Timuçin’in naaşı Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
‘Böyle Söylenmeli Bizim Türkümüz’, ‘Gece Gelen Eski Dost’ ve ‘Denizli Pencere’ gibi öykü, şiir ve roman türünde eserleri bulunan Afşar Timuçin, Ataç, Dönem, Milliyet Sanat, Papirüs, Soyut, Yazko, Yelken, Yeni Edebiyat, Yeni Ufuklar ve Varlık dergilerinde yayımlanan şiirleriyle tanınıyordu.
Yorumlar kapalı.