BM verilerine göre dünya genelinde 2,1 milyar kişi güvenli şekilde yönetilen içme suyuna erişemiyor. 3,4 milyar kişi güvenli sanitasyon hizmetlerinden yoksun, 1,7 milyar kişinin ise evinde temel hijyen hizmeti bulunmuyor. Kadınlar ve kız çocukları her gün yaklaşık 250 milyon saatini su toplamaya harcıyor. 2025 itibarıyla sağlık kuruluşlarının yalnızca yüzde 85’inde temel su hizmeti bulunuyor. Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız İSE iklim krizinde verilen sözlerle mevcut politikalar arasındaki farkın da büyüdüğüne dikkat çekti.
GÜVENLİ ERİŞİM ŞART
İklim krizine tarihsel olarak en az katkıda bulunan düşük gelirli ülkelerin kuraklık, taşkın, gıda güvensizliği ve su kıtlığından daha ağır etkilendiğini belirten Yıldız, COP31’in yalnızca yeni hedeflerin açıklandığı bir toplantı olmaması gerektiğini vurguladı. Yıldız, iklim politikalarının başarısının yalnızca azaltılan karbon miktarıyla ölçülemeyeceğini belirterek, “Kaç insanın iklim risklerine karşı daha güvenli hale geldiğine ve kaç insanın temiz ve güvenli suya erişebildiğine de bakılmalı. İklim adaletine giden yol su adaletinden geçiyor” dedi.
EŞİTSİZLİKLER AZALTILMALI
Yıldız ayrıca, “Kentlerde suya erişimde ortaya çıkan gelir temelli eşitsizliklerin azaltılması da öncelikler arasında gösteriliyor. Kuraklık ve taşkın yönetiminin havza ölçeğinde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Tarımsal su kullanımında ise verimlilik ve ekosistem temelli planlama öne çıkarılıyor. Antalya’daki zirvenin yalnızca yeni hedeflerin açıklandığı değil, mevcut taahhütlerin uygulamaya dönüştürüldüğü bir toplantı olması gerekiyor” diyor.
Yorumlar kapalı.